Akıllı telefonların günlük yaşamda sürekli kullanılması, kablosuz bağlantıların oluşturduğu güvenlik risklerini yeniden gündeme getirdi. Tokat başta olmak üzere Türkiye’nin her yerindeki kullanıcıları ilgilendiren araştırmalara göre, telefon internete bağlı olmasa bile Wi-Fi özelliğinin açık kalması cihazın çevrede bulunan kablosuz ağları aramaya devam etmesine neden oluyor.Telefonlar, daha önce bağlantı kurulan ağları yeniden bulabilmek amacıyla belirli aralıklarla “probe request” olarak adlandırılan sinyaller yayımlıyor. Kullanıcının ekranda herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadan arka planda sürdürülen bu süreç, bazı cihaz ve bağlantı bilgilerinin güvenlik araştırmacıları tarafından analiz edilebilmesine imkân tanıyor.
Telefonlar çevredeki Wi-Fi ağlarını aramayı sürdürüyor
Akıllı telefonlarda Wi-Fi açık olduğunda cihaz, yakın çevrede erişilebilir durumda bulunan ağları düzenli olarak tarıyor. Telefon herhangi bir kablosuz ağa bağlanmamış olsa da gerçekleştirilen bu taramalar sırasında farklı sinyaller ortaya çıkabiliyor. Güvenlik uzmanları, söz konusu sinyallerin temel ağ analiz araçlarıyla takip edilebildiğini belirtiyor.Bu yayınlardan elde edilen veriler, cihazın geçmiş bağlantı alışkanlıkları hakkında çeşitli ipuçları sunabiliyor. Özellikle yoğun insan hareketliliğinin bulunduğu alanlarda cihazların tanımlanması, bağlantı davranışlarının incelenmesi ve kullanıcıya ilişkin bir profil oluşturulması daha kolay hale gelebiliyor.Konum geçmişi, cihaz kimliği ve daha önce tercih edilen ağlara ilişkin verilerin bir araya getirilmesi, güvenlik açısından ek risk oluşturuyor. Bu nedenle yalnızca aktif olarak internete bağlanmak değil, kullanılmadığı zamanlarda Wi-Fi özelliğini açık bırakmak da kullanıcıların dikkat etmesi gereken konular arasında yer alıyor.
Veri toplama onay verilmeden başlayabiliyor
Hakemli araştırmalar kapsamında incelenen 67 halka açık Wi-Fi erişim noktasında, kullanıcıların kullanım şartlarını kabul etmesinden önce çeşitli veri toplama işlemlerinin başladığı tespit edildi. Halka açık ağlarda gösterilen karşılama sayfalarının, bağlantı kurulmadan önce dahi bazı teknik bilgileri işleyebildiği belirlendi.Araştırmalarda, karşılama ekranlarında kullanılan bazı çerezlerin cihazlarda 20 yıla kadar kalabildiği bildirildi. Bu kadar uzun süre saklanabilen çerezlerin, kullanıcıların farklı zamanlarda gerçekleştirdiği bağlantıların takip edilmesine ve uzun süreli bir dijital profil oluşturulmasına imkân verebileceği ifade edildi.Bazı erişim noktalarında cihaz bilgilerinin şifrelenmemiş HTTP trafiği üzerinden aktarıldığı da görüldü. Şifreleme kullanılmadan gönderilen veriler, ağ trafiğini izleyen kişiler tarafından daha kolay görüntülenebiliyor. Bu durum, veri dinleme ve oturum bilgilerinin ele geçirilmesi ihtimalini artırıyor.
Bazı bağlantılar 19 saniyede kesilebildi
2024 yılında yayımlanan bir araştırmada, Wi-Fi şifreleme protokollerindeki paket boyutu yan kanal zafiyetleri incelendi. Araştırmacılar, şifreli TCP paketlerinin boyutlarını analiz eden saldırganların şifre çözme anahtarına sahip olmadan da bağlantıya müdahale edebildiğini ortaya koydu.Toplam 80 farklı halka açık Wi-Fi ortamında gerçekleştirilen testlerin 75’inde bağlantıların başarıyla ele geçirildiği bildirildi. Araştırmada incelenen 30 farklı yönlendirici modelinin hiçbirinin söz konusu yöntemi tamamen önleyemediği aktarıldı.Kontrollü laboratuvar testlerinde bir SSH oturumunun yalnızca 19 saniye içerisinde sonlandırılabildiği kaydedildi. Şifreli internet trafiğine veri enjeksiyonu yapılmasının ise 30 saniyeden daha kısa sürede tamamlanabildiği belirtildi. Bulgular, halka açık kablosuz ağlarda kullanılan şifreleme sistemlerinin tek başına her saldırıyı engellemeye yetmeyebileceğini gösterdi.
Wi-Fi güvenliği için hangi önlemler alınabilir?
Araştırmalar, kullanıcıların güvenlik risklerinin farkında olmasına rağmen kolay ve ücretsiz olduğu için halka açık Wi-Fi ağlarına bağlanmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Özellikle alışveriş merkezleri, kafeler, ulaşım noktaları ve kalabalık alanlarda sunulan ağlar, günlük internet ihtiyacını karşılasa da beraberinde çeşitli riskler taşıyabiliyor.Kayıtlı ağ isimlerini taklit eden sahte erişim noktaları, telefonların otomatik bağlantı özelliğinden yararlanabiliyor. Otomatik bağlanma seçeneği açık olan bir cihaz, kullanıcının fark etmediği bir anda daha önce kullanılan ağla aynı adı taşıyan sahte bir bağlantıya geçebiliyor.Riskleri azaltmak için kullanılmayan zamanlarda Wi-Fi özelliğinin kapatılması, halka açık ağlara otomatik bağlanma seçeneğinin devre dışı bırakılması ve kayıtlı ancak artık kullanılmayan ağların cihazdan silinmesi önem taşıyor. Kullanıcıların özellikle hassas bilgilerin işlendiği işlemleri gerçekleştirirken bağlantı güvenliğini kontrol etmesi öneriliyor.