Tokat’ta Yazıcık maden davası: Yazıcık’ın Üstü Altından Değerli, Bu Dava Tokat’ın Davasıdır

Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık beldesinde planlanan maden projesine karşı açılan davada kritik bir duruşma geride kaldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, mahkeme sonrası yaptığı açıklamada projenin hem teknik hem de hukuki açıdan ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, mücadelenin yalnızca Yazıcık’ı değil tüm Tokat’ın geleceğini ilgilendirdiğini vurguladı.

Yayınlanma 22 Nisan 2026 - 07:03
Tokat Haber Ajans'ını Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin
Kaynak ekle

Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık beldesinde planlanan maden projesine karşı yürütülen hukuk mücadelesinde önemli bir gelişme yaşandı. Tokat Adliyesi’nde görülen dava sonrası bölge halkı ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Karabat, davanın yalnızca bir yerleşim yerini değil, tüm Tokat’ın doğal yapısını, tarihini ve geleceğini ilgilendirdiğini belirterek, mücadeleye kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.

Hukuki süreçte teknik çelişkiler gündemde

Dava sürecinde sunulan teknik raporlar ve bilirkişi görüşlerinin önemli bulgular içerdiğine dikkat çeken Karabat, projenin resmi belgeleri ile sahadaki uygulamalar arasında ciddi uyumsuzluklar bulunduğunu dile getirdi.

Özellikle işletme ruhsatı, ÇED raporu ve faaliyet alanlarına ilişkin koordinatların örtüşmediğini belirten Karabat, bazı faaliyetlerin ÇED kapsamı dışında kalan alanlara taşınmak istendiğini öne sürdü. Bu durumun, hukuki açıdan ciddi sorunlar doğurduğunu ifade eden Karabat, söz konusu iddiaların belgelerle desteklendiğini söyledi.

Daha önce yerel mahkemeler ve bölge idare mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararlarının, projenin tartışmalı yönlerini ortaya koyduğunu vurgulayan Karabat, bilirkişi raporlarının da ekolojik dengenin korunması gerektiğine işaret ettiğini belirtti.

Deprem ve heyelan riski vurgusu

Karabat’ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer başlık ise bölgenin jeolojik riskleri oldu. Yazıcık ve çevresinin aktif deprem kuşağında yer aldığına işaret eden Karabat, son dönemde yaşanan sismik hareketliliğin bu riski daha da artırdığını ifade etti.

Maden sahası ve planlanan şantiye alanlarının heyelan riski taşıyan bölgelerde bulunduğunu belirten Karabat, bu durumun hem yerleşim alanları hem de çevredeki kutsal mekanlar açısından ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.

Karabat, “Bölgenin jeolojik yapısı bu tür ağır sanayi faaliyetlerini kaldırabilecek durumda değil” diyerek, bilimsel verilerin bu görüşü desteklediğini dile getirdi.

1500 yıllık tarih ve kültürel miras tehlikede

Yazıcık’ın yalnızca bir yerleşim yeri olmadığını belirten Karabat, bölgenin yaklaşık 1500 yıllık köklü bir geçmişe sahip önemli bir kültürel miras olduğunu hatırlattı.

Maden faaliyetlerinin bu tarihi dokuyu geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip edebileceğini ifade eden Karabat, Asar, Kuyucak, Erikbelen ve Dalüstü gibi çevre yerleşimlerin de projeden doğrudan etkileneceğini söyledi.

Bu durumun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve demografik yapıyı da bozabilecek sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuldu.

“Ekonomik kazanç iddiası gerçeği yansıtmıyor”

Karabat, maden projesinin ekonomik getirilerine ilişkin iddiaları da değerlendirdi. Projenin sağlayacağı öne sürülen kısa vadeli kazançların, bölgenin mevcut tarımsal üretimi ve sosyal değerleriyle kıyaslandığında yetersiz kaldığını ifade etti.

Bu toprakların üstü, altındaki madenlerden çok daha kıymetli” diyen Karabat, bölgenin asıl zenginliğinin toprak, su ve tarih olduğunu vurguladı. Bir şirketin ekonomik çıkarlarının, bölge halkının yaşam hakkının önüne geçemeyeceğini belirten Karabat, yerel yöneticilere de sorumluluk çağrısında bulundu.

“Bu dava sadece Yazıcık’ın değil”

Konuşmasının sonunda sürece destek veren tüm kesimlere teşekkür eden Karabat, siyasi ve toplumsal mücadelenin süreceğini ifade etti.

Mahkemenin adil bir karar vereceğine inandığını belirten Karabat, davanın sonucunu beklerken haklılıklarını her platformda dile getirmeye devam edeceklerini söyledi.

Karabat, “Bu sadece Yazıcık’ın değil, Tokat’ın ve Türkiye’nin doğasını koruma mücadelesidir” diyerek, sürecin geniş bir anlam taşıdığına dikkat çekti. Açıklamasını ise “Kazanan, toprağına sahip çıkan halk olacaktır” sözleriyle tamamladı.


#yorumlar 0